Stres Güldürür mü Öldürür mü?

İnsanlar duygularıyla yaşayan canlılardır. Pozitif veyahut negatif sahip olduğumuz tüm duygular hayatımıza anlam katan unsurlardır. Bunun yanı sıra yaşanan anlık ve şiddetli negatif duygular hal ve hareketlerimizi yönlendirdiği zaman, negatif duygunun daha uzun sürelerde devam etmesini sağlar. Yoğun ve şiddetli  olarak  yaşanan duygular vücudun tepki seviyesinin artmasına neden olur. Stresle en etkin mücadele doğrudan stres kaynağını teşhis edip, tedaviye yani çözüme yönelmektir. Psikososyal stres kaynaklarını en iyi ve hassas bit biçimde  kontrol ederek daha etkin mücadele yapabilmek mümkün olabilir. Gerçek yaşamda sorun çözme ya da stresli olaylarla başa çıkabilme, psikolojik sağlık ve uyumla ilişkilidir. Sosyal yaşantımızda çevre ile etkileşimlerimiz sırasında sahip olduğumuz stres bizi zorlar. Bunlar trafik, ölümcül hastalık, gürültü, sınav kaygısı, boşanma, bir yakınının kaybı ya da ayrılık, hayat pahalılığı, okul başarısızlığı, savaş, tecavüz ya da doğal afetler gibi olumsuz etkenler olabileceği gibi; terfi, kariyer, evlenme gibi olumlu yaşam olaylarını da içine alabilen çok geniş bir alanda temsil edilebilirler. Stresin öncesi, stres dönemi ve sonra geniş kapsamlı bakış açısıyla tanımlanabilir.  Pek çok kişi stresin, dış etkenlerle gelişen nedenlerle oluştuğunu düşünür. Esasen stresi oluşturan ve geliştiren, dışsal etkileri bireyin nasıl algıladığı önemlidir. Bir birey karşılaştığı olayları pek çok farklı faktör olarak çeşitli bakış açılarıyla değerlendirir ve yaşadığı olaylara bir anlam yüklerse, geliştirdiği bu teknik çevresindekilerden kaynaklanan stresi yaşar ya da yaşamaz.
Stresle mücadelede birincil olarak kaynağın üzerinde çalışmıyorsak  eğer kaynağın sebep olduğu semptomlar tespit edilerek müdahale yapılır. Dolayısıyla burada en önemli soru uyarılmışlık seviyesine nasıl müdahalede bulunulacağıdır.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir