Serotonin nedir?

Serotonin ilk olarak bilim adamı Page tarafından 1948 tarihinde yaptığı ileri dercede çalışmaların sonucunda keşfetmiştir. Serotonin ön maddesi triptofan olan aminoasittir. Nörotransmitter diye bilinen serotinin biyolojik olarak vücutta bulunmayan bir sinir taşıyıcısıdır. Serotonin nedir sorusunu kısaca bu şekilde açıklayabiliriz.

Serotonin, yaratılıştan vücudumuzda yoktur. Ancak vücudun serotonine ihtiyacı oladuğundan dolayı serotonin içeren besinler tüketilerek vücudun serotonin ihtiyacı karşılanır. Vücuda alınan serotoninin vücutta kullanımı arttıkça serotonin ihtiyacı artar, serotonin alımı arttıkça vücutta harcanımı o ölçüde artar. Başka bir deyişle vücuda alınan serotoninde beyine aktarılan miktar, yenilen besinlerle doğru orantılıdır. Yenilen besin maddeleriyle vücuda giren miktar arttıkça beyine aktarılan miktar da artar. Netice olarak serotonin ve vücut arasında birbirine doğrudan bağlı bir ilişki mevcuttur.

Serotonin seviyesinin düşüklüğü ve yol açtığı sorunlar:
-Depresyon; Serotonin seviyesi yükseldiği zaman ya da diğer bir şekilde vücudun ihtiyacını tam olarak karşıladığı zaman moral yüksek olur.

-Endişe, kaygı; Bireyi zorlayan, sıkıntı yaratan davranış ve olayların önemlilik ve zorluk dercesine göre endişe düzeyi yükselir. Endişe seviyesinin yüksel mesi beyinin kontrolü dolayısıyla tüm vücudu etkiler. Beyinin uyarılarıyla kan basıncı artar, kalp hızı artar, iç salgı bezlerinin işlevleri ak sar, tüm kas fonksiyonları etkilenir.

-Dikkat azalmasıyla olan bozukluklar; Endişeyle yükselen serotonin strese sebep olur. Bireyin yaptığı işlerde yoğunlaşamama, dikkatini toplayamama gibi sorunlara neden olabilmektedir.

-Cinsel işlev bozukluğu; Serotonin yüksekliğinde veyahut düşüklüğünde vücudu yöneten hormonlar olduğu için ve hormonlar birinci derecede etkilendikleri için işlevsel bozukluk baş gösterebilir.

-Migren; Migren atağından önce vücuttaki serotonin seviyesi yüksek seviyelerde bulunduğu saptanmıştır.

-Saldırgan davranışlar; Depresif duruma gelmiş bireyler bu bunun gibi bir çok davranışta bulunabilirler. Aslında vücut saldırgan davranışlar göstererek bu durumdan kurtulmaya çalışır.

-Mevsimlerle gelen duygulanım bozukluğu; Hava şartlarının çoğu insanın üzerinde olumlu olumsuz etkileri vardır. Örneğin sonbahar gelirken havanın kapalı olması insanlara kasveti çağrıştırır ve mutsuzluğa neden olur. Bu çalışan insanlar için pazar sendromuna da benzetilebilir.

-Beslenme bozuklukları; İlk derecede olan etkileşim bağışıklık sisteminde oluyor. Bireyin serotonini eksik alındığı vücuda gereken vitamin, mineral, protein, karbonhidrat gibi maddeler alınamayabiliyor. Bu da savunma sisteminin zayıflamasına neden oluyor. Alınmayan gıdalar sebebiyle savunma sistemi düşüyor ve vücut enfeksiyonlara, hastalıklara davetiye çıkarmış oluyor.

-Panik bozukluk, akıl hastalığı, bellek bozukluğu, çocukluk çağı ruh hastalıkları, orta yaşta bunamayla ortaya çıkan Alzheimer, alkol ve madde bağımlılığı, uyku sorunu gibi çeşitrli sorunlara da sebep olabiliyor.

Serotonin seviyesini yükseltmek ve yüksek tutmak için neler yapmalıyız?
Serotonin seviyesinin aşırı düşüp yükselmemesi için, her şeyden önce yiyecek içeceklerimize dikkat etmeliyiz. Çay – kahve çeşitleri, asidik özellikli içecekler ve kafeinli içecekler kullanılmamalı. Yemeklerde tuz kullanımı fazla olmamakla beraber deniz tuzu kullanılmalıdır. Suyun önemi her zaman anlatılır. Yazın 8 litre kışın da en az 1 litre su tüketilmelidir. Su içmek de ruh halini düzeltmek için gerekli olan mineralleri vücuda yansıtır. Her diyet yapan gibi kepekli ve çavdar ekmeklerini kullanmalıyız. Bu ürünler zayıflama amaçlı görünse de daha sağlıklı yaşamak ve beslenmek için önemlidir. Beyaz et serotonin için ciddi bir öenme sahip. Bu sebeple tavuk eti hindi eti tüketilmesi tavsiye edilir. Kuruyemişlerin yenilmesi de fazla kalori almamak şartıyla önerilir.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir