Omega-3 Yağ Asitleri

Omega-3 Yağ Asitleri nedir?

Omega-3 yağ asitleri çoklu doymamış yağ asitleridir. İnsan vücudu doymuş ve tekli doymuş  yağ asitlerinin sentezini yaptığı halde çoklu doymamış yağ asitlerinin sentezini yapamamaktadır ve dışarıdan gıda takviyesi olarak alınmalıdır.  Balık yağının faydaları, bileşimindeki EPA ve DHA gibi esansiyel yağ asitlerinden kaynaklanmaktadır.

İnsanlar için önemli olan başlıca iki Omega3 yağ asidi; EPA ve DHA olup balık ve balık yağında bulunur.  Omega-3 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Omega-3 hayvansal olarak  balık (ringa,uskumru, sardalye, alabalık ve somon) ve az miktarda yumurtada, bitkisel olarak da keten tohumu  yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu yağı ve semizotunda, omega-3 ün kısa zincirli tipi olarak bilinen ALA (Alfa-Linolenic Acid) şeklinde bulunur. Omega-3 ‘ün  prekursörü (ilk başlangıç şekli) kısa zincirli tip olarak bilinen ALA (Alfa-linolenic Acid) Alfa-Linolenik Asit’ tir. ALA (Alfa-Linolenik Asit) bitkilerden gelen bir temel yağ asitidir. Bir temel besin olarak dikkate alınır ve vücut  tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. Aynı zamanda gözdeki retinada da yüksek yoğunlukta bulunmaktadır.  Son araştırmalar, omega-3’ lerin (bir temel yağ asitleri ailesi) insan sütünde bulunduğunu, ama hazır sütlerde  olmadığını göstermektedir.

Yaklaşık 30 yıl önce Danimarkalı araştırmacıların Greenland Eskimolarında  kalp hastalıklarının az görülmesini balık kullanımına bağlı olduğunu ortaya koyduktan sonra Omega3 yağ asitlerine olan ilgi tüm dünyada artmaya başlamıştır.
Omega3’ ün çeşitli faydaları bulunmaktadır. Genel olarak beynin normal gelişimi ile göz ve sinir sistemi gelişimine, kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olması amacıyla kullanılmaktadır.

Omega-3 Eksikliğinin Belirtileri nelerdir?

Yavaş büyüme, görme zayıflığı, öğrenme yeteneğinde zayıflık, motor hareketlerde düzensizlik, kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi, davranış değişiklikleri

Omega-3 faydaları nelerdir?

Neticeleri Archives of Diseases in Childhood ‘ da yayımlanan bir çalışmaya 96 sağlıklı hamile katıldı. Gebeliğin 20. haftasından itibaren anne adaylarına günde 4 gram balık yağı verildi ve 2-2,5 yaşına  geldiklerinde çocukların çeşitli maharetlerine bakıldı.    Hamilelik sırasında balık yağı desteği kullanan  annelerin bebeklerinde, el-göz koordinasyonunun ve beyin gelişmesinin daha iyi olduğu tespit edildi.  Araştırmacılar bu tesiri, balık yağında bulunan beyin ve göz gelişimi için gerekli olan bazı uzun zincirli  omega-3 yağ asitlerine bağlanmaktadır.

Gerçekten de göbek kordonu kanında omega-3 yağ asidi  miktarları yüksek olan bebeklerde el-göz koordinasyonunun daha iyi olduğu bulundu. Bu çalışmada hamileliğin ikinci yarısında balık yağı kullanmanın zararlı tesir göstermediğinin hatta bebeğin sinir sisteminin gelişmesi için faydalı olduğunun ortaya konulması ek araştırmaların yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivitie (ADHD), depresyon ve mani dönemlerinin birbirini takip  ettiği bipolar bozukluk tedavisinde omega-3 yağ asitlerinin oldukça müessir olduğunu gösterildi.  Bipolar hastalığı bulunan 6-17 yaşlarındaki 20 erkek ve kıza, 8 hafta süreyle omega-3 yağ asidi takviyesi yapıldığında, hiçbir yan tesir ortaya çıkmadan çocukların yarısının belirtilerinde % 30 azalma meydana geldi. Omega-3 yağ asidi takviyesi ve işlenmiş gıdaların kullanılmamasıyla çocukların % 80 ‘inin ADHD belirtilerinde iki hafta içinde azalma görüldü.
Fareler üzerinde yapılan araştırmalar göre, omega-3 yağ asitlerinin bir tipi olan dokosaheksaenoik  asitle (DHA) beslenmek, Alzheimer hastalığının yavaşlamasına, hatta engellenmesine vesile  olabiliyor. DHA balıkta, ette, yumurtada ve takviye ürünlerde bulunur. Araştırmaılar, fareleri DHA ile beslediklerinde Alzheimer hastalığının gelişmesinde rol alan proteinlerin birikiminin azaldığını  gösterdiler. Önceki bazı çalışmalarda da DHA ‘nın Alzheimer hastalığının tedavisinde faydalı olabileceği ortaya konulmuştu; ancak bu araştırma omega-3 yağ asitlerinin, hastalığın gelişmesinin
engellenmesine vesile olduğunu gösteren ilk çalışmadır.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir