Etkili Anti-Aging İçin Neler Yapılmalıdır?

Anti-Aging, kronolojik yaşam sürecinin doğal bir parçası olan yaşlanmanın mümkün olduğunca yavaşlatılması, sağlıklı yaşlanma için gerekli yaşamsal koşulların sağlanması gibi kavramları kapsayan bir terimdir.

Oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonlarının mükemmel dengesi olarak ifade edilebilen biyokimyasal varlığımız zamanda ilerlerken çeşitli stres faktörlerine maruz kalır. Yaşam süresince karşılaşılan hastalıklar, insanın doğasına aykırı yaşam biçimleri, kötü yaşam koşulları, yaşlanmanın yani bedensel ve zihinsel yıpranmanın en önemli unsurlarıdır.

Yaşlanmayla birlikte kümülatif olarak artan hücresel stresin neden olduğu yetmezlikler, kişiyi farklı istilacıların, ekzojen toksinlerin ya da hormonal/immünolojik değişimlerin yıkıcı etkilerine daha duyarlı kılar. Düzensiz, kontrolsüz ve besin ögeleri bakımından dengesiz beslenme şekilleri, obezite, doğal olmayan yiyecekler, yaşlanma sürecindeki yıpranmaya önemli katkılarda bulunur. Sedanter yaşam tarzı, iş-ev arasında bedensel minimum aktiviteyle geçirilen günler, sigara ya da teknolojik artıklar gibi çevresel kirleticilere giderek artan maruziyet, yıpranmanın önemli nedenleridir. Oksidatif, nitrerjik ve diğer stres faktörleri hücre işlevlerinde ve yapısında zamanla değişikliğe neden olarak yıpranmayı hızlandırırlar.

Bedenin serbest radikallerle savaşan üç grup savunma hattı vardır.
1. Birinci hatta enzim sistemleri yer alır. Bunlar DNA’da mevcut olan bilgilere göre beden tarafından üretilen moleküler araçlardır. Bu enzimler serbest radikalleri uzaklaştırır veya bunların “dikenlerini” köreltirler.

2. İkinci hatta, bedende üretilen çok çeşitli biyomoleküller yer alır;bunlar kendi elektronlarını vermek suretiyle serbest radikallerin elektron açlığını giderirler. Bu moleküller, hücre dışı serbest radikal etkisizleştiricileri olarak bilinir. Bunlar kendilerini feda ederek hücre içinde yaşamsal önem taşıyan moleküllere, onların olmak üzere bir elektron verirler.

3. Savunmanın son hattını besinler–bedenin dışardan hazır olarak aldığı maddeler- oluşturur. Bu takviye güçler de kendilerini feda ederek işlev görürler. Birinci gruptaki enzimler vücudumuzun doğal işleyişi içinde yer alırlar eğer dış etkiler sebebiyle (sigara, kirli hava soluma, stres yoluyla biriken toksik yük) yetersiz kalmışsa Bio-Oksidatif tedaviler sınıfına giren ozon/oksijen tedavisi gibi yöntemlerle takviye etmek gerekebilir.

Bu enzimler, üçüncü grupta geçen ve dışardan hazır olarak alınan besinler ve kendilerini feda ederek etki gösteren biyokimyasal maddelerden (vitaminler gibi) bin kat daha etkilidir. Örneğin, E vitamini yırtıcı bir açlık içinde bulunan bir serbest radikali doyurmak için bir elektronundan vazgeçer ve böylece aslında kendisi bir serbest radikal haline gelir.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir