Enginarı Boşuna mı Yiyoruz?

Analitik kimya ve botanik bölümlerinde yüksek lisans yapan, Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi’nde (ARGEFAR) düzenlenen ‘fitoterapi kursları’nda eğitimci olarak görev alan uzman eczacı Levent Gökgünneç, son yıllarda ‘sağlıklı beslenme’ konusunun popüler hale geldiğini vurguladı.

Ancak ‘şifa kaynağı’ diye sunulan, bol tüketilmesi istenen sebzelerden azami yararlanabilmek için pişirilme yöntemleri kadar nerelerinin yeneceğinin de iyi bilinmesi gerektiğini belirten Gökgünneç, şöyle konuştu: Karaciğeri destekliyor, hazmı kolaylaştırıyor  “Sebzeler içinde yararı çok olup, yanlış tüketilenlerin başında enginar geliyor.

Enginarın karaciğer güçlendirici özelliği artık herkes tarafından biliniyor. Enginar özellikle safra salgısını arttırarak karaciğeri destekliyor ve hazmı kolaylaştırıyor. Ancak bu etkileri gösteren etken maddeler enginarın yapraklarında bulunuyor. Pazarlarda veya manavlarda genelde enginarın yapraklarının ayıklanıp sadece çanak kısmının satıldığını görüyoruz. İstanbul usulü denilen sadece çanağı kullanılarak pişirilen yemekten istenilen yararı sağlamamız mümkün değil. Çünkü çanak kısmında beklenen etkiyi verecek etken maddeler yok. O nedenle enginar yapraklarıyla tüketilmeli.”

İstanbul’da çeşitli firmalarda eğitim müdürlüğü deneyimi olan, halen serbest eğitimci olarak çalışan Levent Gökgünneç, yapılan yanlışlara dikkat çekip şu uyarılarda bulundu: Balığı buğulama vega ızgara tüketmeli  “Omega-3 yağ asitleri sağlıklı beslenme için en önemli besin maddelerinden birisi.

Günümüzde ağırlıklı olarak sebze yağlarını yani Omega-6 yağ asitlerini çok tüketiyoruz, bunu dengelemek için belli bir miktar Omega-3 yağ asidi almak gerekiyor. Bizim için en faydalı olan Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA adı verilen yağlar. Bunlar da uskumru, somon, ringa gibi balıklarda bol bulunuyor. Ayrıca istavrit, hamsi gibi küçük balıklarda da var ama tavaya atıp yağda kızartıldığı zaman EPA ve DHA’nın kimyasal yapıları bozuluyor ve istediğimiz etkiyi göstermiyorlar. Bu nedenle bu balıkları ızgara veya buğulama şeklinde tüketmek gerek.”  Domateste bulunan likopen maddesinin de çok iyi bir antioksidan ve özellikle erkeklerde prostat kanserine karşı ciddi koruyucu özellikleri bulunduğunu kaydeden Gökgünneç, “Ancak likopeni vücudumuzun kullanabilmesi için ısı gerekiyor. Dolayısıyla ısı ile işlenmiş domateste açığa çıkan likopen oranı çok daha fazla.

Örneğin ham domatese göre salçada 5-6 kat, ketçapta 2 kat daha fazla likopen bulunuyor. Bundan birkaç yıl önce Fransa’da yapılan araştırmalar kırmızı şarapta standart kanser ilaçlarına oranla 250 kat daha yüksek anti-tümör özelliği olan doğal maddeler olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ama bir yandan da alkolün fazlası kanser riskini arttırıyor. Dolayısıyla her konuda olduğu gibi beslenme konusunda da denge gerekiyor. Kırmızı şaraptan antioksidan yarar sağlamak için günde 1 kadehi geçmemek gerekiyor” diye konuştu.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir