Yalan Söyleyen Nasıl Anlaşılır?

İnsanda doğruya ve doğruluğa karşı tutkuyu ve bağlılığı doğuran merak ve öğrenme isteğinden sözederken, bunun zıddı olan ya­lancılık konusunun hatırlamaması mümkün değildir. Yalancılık olayının eğitim açısından büyük öneminden dolayı ele alınma­ması da zaten doğru olmaz.
Kadınların çoğu zaman başkasını kırmamak için yalan söylediklerini belirten psikologlar, erkeklerin ise kendilerini üstün göstermek için yalan söylediklerini iddia ediyor. Araştırmalar ise, beylerin söylediği ile aklından geçirdiği arasında dağlar kadar fark olduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerin kadınlara göre daha çok yalan söylediğine dikkat çeken uzmanlar, onların problemlerini, korkularını gizlemek ya da olayları abartmak için gerçeklerden uzaklaştıklarını söylüyor.

Yalan; “başkasına bizim gerçek sandığımızın zıddı olan bir ka­naati inandırarak telkin etme olayıdır” şeklinde tanımlanabilir.

Yanlış kanaati bildiğimiz şekilde telkin etmek, karşımızdakini yanıltsa bile yalan sayılmaz. Aynı şekilde doğrusunu bildiği­miz bir olayı yanılgıyla, dalgınlıkla yani artniyet olmaksızın yo­rumlamak da yalancılık teşkil etmez. Buna göre öncelikle yalan­la yanlışı birbirinden ayırmak gerekir.

Yalan söyleyenler genellikle göz temasından kaçınır. Ellerini ve kollarını daha az kullanır. Soru sorduğunuzda avucunu sıkar ya da ellerini size çevirmez.

Çoğu yalancı çok konuşmayı sevmez, çünkü sonradan bu anlattıklarını hatırlamak zorunda olduklarını bilir. Paylaştığı küçük şeyler hakkında sorulmadığı halde gereksiz detay verir. Konuşmaya yavaş bir tempoda başlayıp sonradan hızlanır. Soruya soruyla cevap verir. Duraksayıp tekrar konuşmaktan çekinir. Dudaklarını kemirir ve bakışlarını çevirir, kıyafeti ya da saçlarıyla oynar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir